31 Aralık 2008 Çarşamba

noel bebeden herkese mutlu yıllar...

Annemle birlikte Milupa'nın sitesinden bu güzel e-kartları hazırladık. Sonra herkese gönderdik mutlu bir yeni yıl dilemek için.

Ben, noel bebe oldum. Anneanneme, teyzelerime bir de dedeme hediyeler aldık. Ben onlara hediyelerini verdim, yanaklarına da bir öpücük kondurdum. Buradan herkese öpücükler gönderiyorum. Mutlu, sağlıklı yıllar... Herşey hep gönlünüzce olsun...

29 Aralık 2008 Pazartesi

kış demek, kar demek...kar yağınca palto giymek gerek...

Annem dedi ki Ankara'ya kış geldi, kar yağdı. Sonra çıktık dışarı kara bakmak için. Ben, kar ne demek bilmiyordum ama öğrendim. Aslında bu benim ikinci kışım. Ama geçen yıl çok küçük olduğum için kışın ne olduğunu yeni öğreniyorum.

Kış gelince palto giymek lazım. Benim çok güzel bir paltom var. Yumuşacık. Tüylü tüylü... İnsanı sıcacık tutuyor. Bana bu paltoyu teyzem taa Fransa diye bir yerden getirdi. Ben, paltomu giyince bir küçük ayıcık oluyorum, ama kutup ayıcığı.

Bir de şapka takmak lazım ki kulaklarımız üşümesin. Kırmızı şapka bana nasıl yakışmış değil mi? Şapkamı da anneannem aldı.

Teyzeciğim, anneanneciğim ben sizi çoooooooooook seviyorum...

21 Aralık 2008 Pazar

rengarenk bir tren

Cumartesi günü teyzelerim, annem ve ben, alışverişe çıktık. Alışveriş merkezinde çocuklar için bir tren vardı. Ben ona bindim.

Önde ve arkada başka çocuklar da vardı. Hatta bir tanesi ağlıyordu.

Ben, çok eğlendim. Hatta ilk tur bitince bir kez daha bincem diye tutturdum. Bir tur daha attım. Bu rengarenk trenden bir tane de eve alsak keşke...

ilk kez kuaförde

Cuma günü Alev teyzemle anneannem, saçlarımı kestirmek için beni kuaför Yüksel ağabeye götürdüler. Saçlarım gerçekten de pek uzamıştı, ama lülelerim olduğu için o kadar da uzun görünmüyordu. Ben, Yüksel ağabeyin kızı Azra ablayla oynadım. Çok sevdim onu. İşten çıkar çıkmaz annem de geldi yanımıza.

Sonra anneannemle ben, önünde ayna olan bir sandalyeye oturduk.

Yüksel ağabey, bize rengarenk önlükler taktı.

Ama ben, bu işten hiç hoşlanmadım. Başladım ağlamaya. Annem, beni kucağına aldı, Yüksel ağabey saçımı öyle kesti. Ben, tüm bu süre boyunca ağladım da ağladım. Ne söylerlerse söylesinler hiç umursamadım.

İşte bu saçlarım kesildikten sonra ortaya çıkan güzeller güzeli ensem...

Bu da beni sakinleştirmeye çalışan Ömer ağabeyim. Aslında ağlamaya gerek yokmuş, insanın canı falan yanmıyor. Hatta saçlarım kesilince daha da bir güzelleştim. Bundan sonra ağlamadan gideceğim Yüksel ağabeye...

13 Aralık 2008 Cumartesi

babamın doğumgünü

Meğer bu doğumgünü olayı sadece bana özel bir şey değilmiş. Başkalarının da doğumgünleri varmış. Mesela babamın. Biraz şaşırmadım değil tabi, ama benim doğumgünü partimle babamınkini karşılaştırınca birşey demedim.
Babamın da üzeri ışıklı bir pastası vardı. Ben, bu kez deneyimli olduğum için babamın mumları üflemesine yardım ettim. Neyseki ben vardım da babam mumları söndürebildi. Ama bu kez bir sürü armağan paketi de yoktu. Nerde benim partim nerde babamınki canım. Bu arada en büyük armağanı babamın yanağına kondurduğum öpücükle ben verdim...)

bayram: teyzemle ben

Gene bayramdı. Meğer yılda birkaç kez bayram oluyormuş. Ben, şahsen halimden memnunum, her gün de bayram olabilir. Bu bayram, annemle babam çalışıyorlardı. Ben, bütün bayram Alev teyzemleydim. Acayip eğlendik biz. Alev teyzem bir tane. Kendisi çok eğlenceli biri, bir tanısanız çok seversiniz. Giyindik süslendik, gezmelere gittik. Geceleri de anneannem, ben, Alev teyzem bir de Maya pijama partisi yaptık. Bir sürü insan geldi bizi ziyarete.
Sonra Alev teyzemle alışverişe çıktık. Anneannem, kıyafetlerini denerken biz de kovalamaca ve saklanbaç oynadık. Ben, Alev teyzemi çok ama çok seviyorum. O bir tane...

29 Kasım 2008 Cumartesi

Yürüyorum

video

Ben, yürüyebiliyorum artık. Aslında ilk adımımı 19 Ekim'de attım. O zamandan bu yana baya bir ilerleme kaydettim. Yürümek demek, özgürlük demekmiş canım. Artık istediğim yere gidebiliyorum kimseye gerek kalmadan...:)

23 Kasım 2008 Pazar

minik meleğime


video


Nice yıllara minik meleğim... Sen, benim için armağanların en güzeli, yaşamın merkezi, bilgelik kaynağısın... Hiç sahip olmadığım dostsun... Şimdi seninle herşeye yeniden başlamak, dünyayı yeniden keşfetmek ve yaşama bambaşka bir gözle bakmak herşeye bedel...


Masal prensesleri gibi gülünce yüzünde güller açılan, ağlayınca gözünden inciler dökülen kızım, herşey hep gönlünce olsun... Hayat hiç canını acıtmasın... Hep çok sevil, hep çok sev... Gözlerin, her yeni güne mutluluk ve umutla açılsın... Herkese, herşeye inat kendince yaşa... Hep kendin ol... Hep gül... Gül ki dünya da seninle aydınlansın... Ben, hep yanında ve arkanda olacağım...





doğumgünü partisi ve pamuk prenses

Yarın benim doğum günüm. Ama biz bir gün önce kutladık. Böylece sevdiğim herkes yanımdaydı.
Ben, Pamuk Prenses oldum. Alev teyzem, bu elbiseyi bana Fransa'daki Disneyland'dan getirdi. Ben, biraz daha büyüyünce beni de Disneyland'a götürecek. Orada Miki fare varmış, Donald ile Daisy varmış. Ve bütün diğer masal kahramanları...


Alev teyzemle Arzu teyzem, evimizi süslediler doğum günü partim için.



Dedem oradaydı,



Buraya herkesin fotoğrafını koyamadı annem, ama sevdiğim herkes benimleydi. Hatta Gülce ablam, Amerika diye uzak bir yerden geldi.




Herkes kıyafetimi çok beğendi, bana çok yakıştığını söylediler...




Bu da doğumgünü pastam. Üzerinde ışıklar saçan bir şey vardı. Sonra bana hadi mumu üfle dediler. Ama benim nefesim yetmeyince annemle birlikte üfledik. Herkes, alkışladı. Beni öptü. Ne olduğunu pek anlamadım. Ama herkes çok eğleniyordu. Ben de neler olduğunu boşverip eğlenceye katıldım.


Teyzem, bana pasta yedirdi. İlk kez pasta yedim. Tadı çok güzeldi.


Sonra armağanlarımı açtım. Bir sürü paket vardı. Rengarenk kağıtlara sarılı paketlerin içinden çok güzel şeyler çıktı. Tam da benim istediğim şeyler:



Çiftlik hayvanları, yapbozlar, konuşan bir köpek, yürüyen bir dinazorla, bebek...


Sonra Efemiz gibi bir köpeği olan başka bir bebek...



Kocaman bir lunapark seti... Annem, hepsinin fotoğrafını çekemedi ama hepsi çok güzel oyuncaklarımın... Ben çok eğlendim bugün...


Ama sonunda yorgun düşüp uyuyakaldım...

8 Kasım 2008 Cumartesi

geç kalmış bir onbirinci ay kutlaması


Koca kız oldum ben. İlk yaşımı kutlamaya sadece bir ay kaldı. Uzaklarda bir yerdeki, beni hiç tanımayan amcalar, sitemi kapattıkları için zamanında yazamadık onbirinci ay yazımı. Biraz geç kaldı elde olmayan sebeplerden...

İki tane de azı dişim çıktı şimdi. Sekiz dişim var artık. Elma kemirebiliyor, kurabiyemi dişleyebiliyorum. Dokuz kiloyu geçtiğim için artık arabanın arkasındaki kendi koltuğumda gidiyorum. Laf aramızda kalsın kornaya basabileceğim ön koltuk her zaman tercihimdir:) Bir de artık yürüyebiliyorum. Bir adım, iki adım derken salonu bir uçtan diğerine geçebiliyorum. Hala biraz denge sorunum var. Bir de kimi zaman sağa gidecekken sola, sola gidecekken sağa sapabiliyorum. Ayaklarım pek laf dinlemiyorlar sizin anlayacağınız. Neyse bunlar, geçici sorunlar.

Hala pek meraklı, pek ilgiliyim çevremle. Anneannem, bana bebek demeyi öğretti. Ben, sonundaki k'yı söyleyemiyorum pek. Ne zaman bir yüz, bir bebek ya da bir oyuncak görsem basıyorum çığlığı bebe diye.
Ve pek ilgiliyim saçımla başımla. İstiyorum ki takıp takıştırayım, giyip kuşanayım. Buklelerimi savurayım rüzgarda...
PS: Dear Mr. Antonio, I'd like to thank you for reading my page. My aunt told me that your nephews\nieces lived in a far country. I hope you will see them soon. Please keep reading my stories and send me messages whenever you want. Thank you once again. By the way, what do you think about my English? I have learnt it from BabyTV :)




23 Ekim 2008 Perşembe

bahardan kalma bir gün

Geçen gün hava çok güzeldi. Onun için annem, Efe'yi parka çıkarırken beni de götürdü. Efe, dışarı çıktığı için çok mutluydu. Ben de açık havada gezmeyi çok seviyorum.

Parkta Efe'nin arkadaşları vardı. Can, Hera, Cesur, bir de Leydi. Ben, hepsini çok seviyorum. Annem, gezerken yemem için bana kraker vermişti. Can, koşa koşa gelip elimden krakerimi kaptı. Çok eğlendim onları seyrederken. Yürümeyi öğrenince ben de onlarla oynayacağım.


Umarım hava hep güzel olur ve ben de Efe ile gezmeye çıkabilirim. Hem açık hava insana çok iyi geliyor canım... İnsanın iştahı açılıyor...





22 Ekim 2008 Çarşamba

çikolata diye bir şey

Bizim evde mutfak diye bir yer var. Bu mutfakta da bir sürü dolapla çekmece var. İçleri heyecan verici, ilginç şeylerle dolu. Ama annem, onları yere boşaltıp oynamama izin vermiyor. İşte bu dolaplardan birinde de böyle rengarenk kağıtlara sarılı bir şeyler var. Geçenlerde babam bunlardan birini alıp yedi... Bugün, ben de onlardan birini denemeye karar verdim. Annem, bana mama pişirmekle meşgulken çaktırmadan bir kaç tane aldım hemen. Önce bu kağıtların nesi lezzetliymiş derken yepyeni keskin dişlerimle kağıdı yırtmayı başardım. Hımmm... Bu ne güzel bir şeymiş böyle....

Ama yakaladı annem beni. Daha çikolata yemek için çok erkenmiş :( Olsun biz de bekleriz ne yapalım...

20 Ekim 2008 Pazartesi

kahkahalar, kahkahalar

video

Benim, çok matrak bir ailem var. Bakın işte biz nasıl eğleniyoruz. Alev ve Arzu teyzelerimle Nihat eniştem Susam Sokağı'ndan bir şarkı söylüyorlar benim için... "Arada kaldım, tam arada..."

Bu arada Alev teyzem, bana Susam Sokağı oyuncağı almış. Çok güzel. Annem, fotoğrafını çeker çekmez, buraya koyacağız.

1 Ekim 2008 Çarşamba

bugün bayram II


Bugün bayramın ikinci günü olduğu için bu kez de büyük dayıma gittik ziyarete.

Önce ortam biraz farklı geldi bana. Ama hemen duruma uyum sağladım...






Bu uyum sağlama işinde yengemin bana verdiği boncukların bayaa etkisi oldu...


Ben, boncuklarla oynadım. Yengem, onları boynuma dolayıp kolye yaptı. Boncuklar bana çok yakıştı...










Sonra birden ne göreyim karşımda? Küçük bir köpek yavrusu. Efemiz gibi.

Ama bu, meğerse canlı bir köpek değil, köpek biblosuymuş. Olsun ben onu da severim. Hem bibloları istediği kadar elleyebiliyor insan. Efe kendini böyle mıncıklatmaz ki....







Sonra da Gülce ablayla Alper ağabeyin evine gittik. Gülce abla, bana oynamam için furby'sini verdi. Furby, kahkahalar atıyor, karnı acıkınca ağzını açıyor, uykusu gelince de gözlerini kapatıyor. Çok eğlendim ben onunla.




Ben, bu bayram işini sevdim. Her gün bayram olabilir...:)


30 Eylül 2008 Salı

bugün bayram

Bugün bayram. Benim ikinci bayramım. Bu bayram anneannemle dedem, Arzu teyzemle Nihat ağabeyim Ankara'da yoklar. Ama Alev teyzem burada, ben de onunla çoooook eğleniyorum.

Teyzem, sabah bizi almaya geldi. Efe ile Maya'yı evde bıraktık. Ben, Alev teyzemin cipini kullandım biraz :) Düt düt diye kornaya bastık herkes uyansın diye. Bugün bayram erken kalkmak lazım...

Sunrooftan dışarı çıkıp herkese iyi bayramlar dedim. Hadi kalkın, bugün çok güzel bir gün...

Sonra büyük teyzemin evine gittik bayramlaşmak için. Büyükannem de oradaydı. Bir de İlker dayım. Ben, herkesi öptüm yanaklarından. Bayram hediyesi öpücüğü... Büyük teyzemle merdiven çıkma-inme oyunu oynadım. İlker dayımla da göbüş gıdıklamaca :) Ben, büyük teyzemi çok seviyorum. Onunla çok güzel oyunlar oynuyoruz. Teyzem, beni bir hafta görmese çok özler hemen gelir... Evi biraz uzak olduğu için ben ona pek sık gidemiyorum. Araba kullanmayı seviyorum :) ama arabanın arkasında yolculuk etmek sıkıyor beni... Teyzemin çok güzel bir evi bir de bahçesi var. Gelecek yaz yürümeyi de öğrenince teyzemle bahçede oynayacağız hem o zaman Efe de gelir bizimle... Ağaçlardan meyve toplayıp yiyeceğiz. Yalçın ağabey, Ezgi, Zatiye abla da bizimle oynarlar. Böyle bir ailem olduğu için çok şanslıyım...