23 Ekim 2008 Perşembe

bahardan kalma bir gün

Geçen gün hava çok güzeldi. Onun için annem, Efe'yi parka çıkarırken beni de götürdü. Efe, dışarı çıktığı için çok mutluydu. Ben de açık havada gezmeyi çok seviyorum.

Parkta Efe'nin arkadaşları vardı. Can, Hera, Cesur, bir de Leydi. Ben, hepsini çok seviyorum. Annem, gezerken yemem için bana kraker vermişti. Can, koşa koşa gelip elimden krakerimi kaptı. Çok eğlendim onları seyrederken. Yürümeyi öğrenince ben de onlarla oynayacağım.


Umarım hava hep güzel olur ve ben de Efe ile gezmeye çıkabilirim. Hem açık hava insana çok iyi geliyor canım... İnsanın iştahı açılıyor...





22 Ekim 2008 Çarşamba

çikolata diye bir şey

Bizim evde mutfak diye bir yer var. Bu mutfakta da bir sürü dolapla çekmece var. İçleri heyecan verici, ilginç şeylerle dolu. Ama annem, onları yere boşaltıp oynamama izin vermiyor. İşte bu dolaplardan birinde de böyle rengarenk kağıtlara sarılı bir şeyler var. Geçenlerde babam bunlardan birini alıp yedi... Bugün, ben de onlardan birini denemeye karar verdim. Annem, bana mama pişirmekle meşgulken çaktırmadan bir kaç tane aldım hemen. Önce bu kağıtların nesi lezzetliymiş derken yepyeni keskin dişlerimle kağıdı yırtmayı başardım. Hımmm... Bu ne güzel bir şeymiş böyle....

Ama yakaladı annem beni. Daha çikolata yemek için çok erkenmiş :( Olsun biz de bekleriz ne yapalım...

20 Ekim 2008 Pazartesi

kahkahalar, kahkahalar

video

Benim, çok matrak bir ailem var. Bakın işte biz nasıl eğleniyoruz. Alev ve Arzu teyzelerimle Nihat eniştem Susam Sokağı'ndan bir şarkı söylüyorlar benim için... "Arada kaldım, tam arada..."

Bu arada Alev teyzem, bana Susam Sokağı oyuncağı almış. Çok güzel. Annem, fotoğrafını çeker çekmez, buraya koyacağız.

1 Ekim 2008 Çarşamba

bugün bayram II


Bugün bayramın ikinci günü olduğu için bu kez de büyük dayıma gittik ziyarete.

Önce ortam biraz farklı geldi bana. Ama hemen duruma uyum sağladım...






Bu uyum sağlama işinde yengemin bana verdiği boncukların bayaa etkisi oldu...


Ben, boncuklarla oynadım. Yengem, onları boynuma dolayıp kolye yaptı. Boncuklar bana çok yakıştı...










Sonra birden ne göreyim karşımda? Küçük bir köpek yavrusu. Efemiz gibi.

Ama bu, meğerse canlı bir köpek değil, köpek biblosuymuş. Olsun ben onu da severim. Hem bibloları istediği kadar elleyebiliyor insan. Efe kendini böyle mıncıklatmaz ki....







Sonra da Gülce ablayla Alper ağabeyin evine gittik. Gülce abla, bana oynamam için furby'sini verdi. Furby, kahkahalar atıyor, karnı acıkınca ağzını açıyor, uykusu gelince de gözlerini kapatıyor. Çok eğlendim ben onunla.




Ben, bu bayram işini sevdim. Her gün bayram olabilir...:)