29 Kasım 2008 Cumartesi

Yürüyorum

video

Ben, yürüyebiliyorum artık. Aslında ilk adımımı 19 Ekim'de attım. O zamandan bu yana baya bir ilerleme kaydettim. Yürümek demek, özgürlük demekmiş canım. Artık istediğim yere gidebiliyorum kimseye gerek kalmadan...:)

23 Kasım 2008 Pazar

minik meleğime


video


Nice yıllara minik meleğim... Sen, benim için armağanların en güzeli, yaşamın merkezi, bilgelik kaynağısın... Hiç sahip olmadığım dostsun... Şimdi seninle herşeye yeniden başlamak, dünyayı yeniden keşfetmek ve yaşama bambaşka bir gözle bakmak herşeye bedel...


Masal prensesleri gibi gülünce yüzünde güller açılan, ağlayınca gözünden inciler dökülen kızım, herşey hep gönlünce olsun... Hayat hiç canını acıtmasın... Hep çok sevil, hep çok sev... Gözlerin, her yeni güne mutluluk ve umutla açılsın... Herkese, herşeye inat kendince yaşa... Hep kendin ol... Hep gül... Gül ki dünya da seninle aydınlansın... Ben, hep yanında ve arkanda olacağım...





doğumgünü partisi ve pamuk prenses

Yarın benim doğum günüm. Ama biz bir gün önce kutladık. Böylece sevdiğim herkes yanımdaydı.
Ben, Pamuk Prenses oldum. Alev teyzem, bu elbiseyi bana Fransa'daki Disneyland'dan getirdi. Ben, biraz daha büyüyünce beni de Disneyland'a götürecek. Orada Miki fare varmış, Donald ile Daisy varmış. Ve bütün diğer masal kahramanları...


Alev teyzemle Arzu teyzem, evimizi süslediler doğum günü partim için.



Dedem oradaydı,



Buraya herkesin fotoğrafını koyamadı annem, ama sevdiğim herkes benimleydi. Hatta Gülce ablam, Amerika diye uzak bir yerden geldi.




Herkes kıyafetimi çok beğendi, bana çok yakıştığını söylediler...




Bu da doğumgünü pastam. Üzerinde ışıklar saçan bir şey vardı. Sonra bana hadi mumu üfle dediler. Ama benim nefesim yetmeyince annemle birlikte üfledik. Herkes, alkışladı. Beni öptü. Ne olduğunu pek anlamadım. Ama herkes çok eğleniyordu. Ben de neler olduğunu boşverip eğlenceye katıldım.


Teyzem, bana pasta yedirdi. İlk kez pasta yedim. Tadı çok güzeldi.


Sonra armağanlarımı açtım. Bir sürü paket vardı. Rengarenk kağıtlara sarılı paketlerin içinden çok güzel şeyler çıktı. Tam da benim istediğim şeyler:



Çiftlik hayvanları, yapbozlar, konuşan bir köpek, yürüyen bir dinazorla, bebek...


Sonra Efemiz gibi bir köpeği olan başka bir bebek...



Kocaman bir lunapark seti... Annem, hepsinin fotoğrafını çekemedi ama hepsi çok güzel oyuncaklarımın... Ben çok eğlendim bugün...


Ama sonunda yorgun düşüp uyuyakaldım...

8 Kasım 2008 Cumartesi

geç kalmış bir onbirinci ay kutlaması


Koca kız oldum ben. İlk yaşımı kutlamaya sadece bir ay kaldı. Uzaklarda bir yerdeki, beni hiç tanımayan amcalar, sitemi kapattıkları için zamanında yazamadık onbirinci ay yazımı. Biraz geç kaldı elde olmayan sebeplerden...

İki tane de azı dişim çıktı şimdi. Sekiz dişim var artık. Elma kemirebiliyor, kurabiyemi dişleyebiliyorum. Dokuz kiloyu geçtiğim için artık arabanın arkasındaki kendi koltuğumda gidiyorum. Laf aramızda kalsın kornaya basabileceğim ön koltuk her zaman tercihimdir:) Bir de artık yürüyebiliyorum. Bir adım, iki adım derken salonu bir uçtan diğerine geçebiliyorum. Hala biraz denge sorunum var. Bir de kimi zaman sağa gidecekken sola, sola gidecekken sağa sapabiliyorum. Ayaklarım pek laf dinlemiyorlar sizin anlayacağınız. Neyse bunlar, geçici sorunlar.

Hala pek meraklı, pek ilgiliyim çevremle. Anneannem, bana bebek demeyi öğretti. Ben, sonundaki k'yı söyleyemiyorum pek. Ne zaman bir yüz, bir bebek ya da bir oyuncak görsem basıyorum çığlığı bebe diye.
Ve pek ilgiliyim saçımla başımla. İstiyorum ki takıp takıştırayım, giyip kuşanayım. Buklelerimi savurayım rüzgarda...
PS: Dear Mr. Antonio, I'd like to thank you for reading my page. My aunt told me that your nephews\nieces lived in a far country. I hope you will see them soon. Please keep reading my stories and send me messages whenever you want. Thank you once again. By the way, what do you think about my English? I have learnt it from BabyTV :)