17 Eylül 2009 Perşembe

bir ödül

Yeşil eriğimiz Alya ile onun güzeller güzeli tüylü kardeşi Maya'nın anneleri Esra, bize ödül vermiş. Kendisine buradan kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz.
Bu bizim ilk ödülümüz olduğu için pek cahiliz. Bir kusurumuz olursa şimdiden affola.
Kurallara göre ödülün logosunu bloğumuza eklememiz ve bize ödül veren kişinin linkini vermemiz gerekiyor. Bunlar tamam.
Şimdi hakkımızdaki 7 ilginç şeyi listelememiz lazım. Hadi bakalım:
1. Çok uzun zamandır vejetaryenim. Sağlık sorunlarından falan değil, sevmediğim için de değil. Hayvanlar, benim için yenilemeyecek kadar güzel ve özel varlıklar olduğu için. Ayakkabı dışında deri hiçbirşey kullanmam. Bazı bisküvi ya da tatlı çeşitlerinde de kemikten yapılan jelatin kullandığı için onları da tüketmem. Hayvanların acı çekmesine hiç dayanamam. Bir arabanın vurup kaçtığı, çenesi kırılmış bir sokak köpeğine tam bir ay baktık evimizde. İyileştirip gönderdik ama arkasından da salya sümük ağladık günlerce...
2. İki köpeğimiz var. Birini 2 aylık bir yavruyken ailesinden aldık. Adı: Efe. Bizim oğlumuz. 7.5 yaşında. Diğeri Maya. Kızımız. Maya'yı, Korusev barınağında bulduk. Diğer köpeklerden ayrı, birkaç yavru ve hasta köpekle özel bir odaya kapatılmıştı. Sadece 4 kiloydu (şimdi 10 kg). Onu terkeden sahipleri, aşı karnesini bırakmadığı için tam yaşını bilmiyoruz ama o da yaklaşık 7 yaşında falan. Onu bulduğumuzda korkudan ve açlıktan ölmek üzereydi. 5 yıl önce o barınak odasında bizi görür görmez kucağımıza atladığı günden bu yana bizimle. Çok mücadele ettik insanlarla köpeklerimiz için. Hiçkimseye rahatsızlık vermediği halde insanlar hep onlarla uğraştılar. Ada gelmeden önce de bizi çok taciz ettiler. Hiç umursamadık. Şimdi kocaman ve mutlu bir aileyiz.
3. Ben, Ada'yı hiç emziremedim. Emmedi işte. Ama pes etmeden beş ay boyunca pompalarla sağıp süt içirdim kızıma.
4. Eğer birşeyi istemiyorsam, inanmıyorsam imkanı yok yapamam. Felsefe okumak istiyordum mesela. Bizimkilerin muhalefeti yüzünden başka bir okula girdim. Ama yok yapamadım. Üç yıl sonra bıraktım okulu ve Hacettepe Felsefe'ye girdim. Babalar gibi okudum. Bugün olsa yine yaparım, ne okulu bıraktığıma ne de felsefe okuduğuma hiç pişman olmadım.
5. Okurum. Hem de çılgınlar gibi okurum. Kitap okumadan hayatta uyuyamam. Gün ağarırken, gün batarken, en cılız ışıkta kitabı burnuma dayayıp gene okurum. Aklınıza hayalinize gelmeyecek birçok konuda tonlarca şey anlatabilirim. Bana Colomb-öncesi uygarlıkların mitolojilerinden tıbba, edebiyattan dinler tarihine, ressamlara bir sürü şey sorabilirsiniz. Kitaplarım, sahip olduğum en değerli şeyler. Ne mücevherler ne elbiseler hiç umrumda olmaz. Ama bütün paramı kitaplara harcayabilirim. Kocaman bir kütüphanemiz var evde. Köpeklerim bile bilirler kütüphaneye yaklaşmamaları gerektiğini. Ada'nın ikinci öğrendiği kural, kitaplara iyi davranması gerektiğiydi. İlki, tüylü kardeşlerine iyi davranmasıyla ilgiliydi.
6. Yemek kitaplarına, dergilerine, bloglarına bakmak beni pek bir mutlu eder. Evde bir de yemek kitapları koleksiyonum var. İçinde de bayaa bayaa antika yemek kitapları...
7. (Biliyorum bu, pek ilginç değil ama başka birşey bulamadım) 34 yaşında üniversiteye geri dönüp psikoloji bölümünde yüksek lisansa başladım. Şimdi tezimi hazırlıyorum. Bitsin doktora da yapacağım. Kızımla da üniversiteye giderim herhalde... Tabii o anne yeter okulda bari rahat bırak beni demezse. Olmazsa farklı bir okula giderim canım. Ölene kadar okuyacağım işte...
Ben de bu ödülü bizim kızlar ekibinin tüm üyelerine ve hatta blog yazmak için emek harcayan herkese gönderiyorum efendim.
Esen kalın, sağlıcakla kalın....

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Nanniden...
Benim canım böyük.Seni 31 Aralık 1998 tarihinden beri tanırım.Deli dolu ama pamuk gibi melek gibi bir abla.Kendi ablam olsan belki bu kadar sevmezdim.
Örnek alınacak çok şey vardı okuduklarımda.Umarım düşlediğin herşey gerçek olur.
Birlikte mutlu ve huzurlu bir yaşam dileğiyle...

elif ada dedi ki...

Sagol nannicigim... Benim de bir erkek kardeşim olsa bu kadar severdim... Opuyorum sizi...