27 Şubat 2009 Cuma

oyun hayattır

Aslında baya yoğun bir gündü bugün. Öğlen Alev teyzem beni gezmeye götürdü. Trenlere bindik, salıncaklarda sallandık, kovalamaca ve saklambaç oynadık. Sonra eve geldim, annem işten dönmüştü. İki saat uyuyup kendime geldim ki annemle oynayabileyim.

Annemle oynadık oynadık, evin her yerini dağıttık. Hatta suyla oynayıp üstümüzü bile ıslattık. O yüzden annem, üzerimi değiştirip gece tulumumu giydirdi.

Sonra gene oynadık. Yemek takımımı çıkardık, evdeki herkese çay, kahve bir de kek pişirdik...

Bu boncuklar var ya, onlar aslında spagetti. Yani masuscuktan:)

Bu top da çaydanlığa girmiyor ki pişireyim...

Neyse sonra tahta boncuklarımı çıkardık, ipe dizip kendimize kolye falan yaptık. Bir de bu hayvanların üzerindeki deliklerden ip geçirmece oyunu vardı. Ama ben, ipleri boynuma doladım. Çok kokoş olduğum için kendime rengarenk kolyeler yaptım.

Hımm bunlar da benim mee çoraplarım. Çok güzeller değil mi. Ama aldığımız yerde sadece bir tane vardı, o da benim ayacıklarıma göreydi. Yani boş yere aramayın almak için. Hiç bulamazsınız benim meelerimden...

19 Şubat 2009 Perşembe

büyüdüm ben, koca kız oldum şimdiden

Biliyor musunuz ben büyüdüm de koca kız oldum. Artık bütün gece aralıksız uyuyabiliyorum uyanmadan. Son iki gece annemi şaşırtıp hiç uyanmadan uyudum...

Ah bir de yemeklerini güzelce yesen diyor annem. Şimdilik bu konuda yorum yapmayacağım...:) Resimde görüldüğü üzere konuşmak istenmediğinde gözler hemen aşağı indirilir.

Not: Bu arada dün benim canım teyzemle biricik Efemizin doğumgünüydü. Annem, gece nöbetçisi olduğu için kutlamayı sonra yapacağız. Bu kez de teyzemle Efe'ye yardım edeceğim mumları söndürmeleri için. İyi ki ben varım da yardım ediyorum mumların söndürülmesine. Ben yokken ne yapıyorlarmış hiç bilmem. İyi ki doğdun Alev teyzeciğim, iyi ki varsın Efemiz...Sizlere sahip olduğum için çok şanslı bir bebeyim ben...

15 Şubat 2009 Pazar

bu balıklara ne olmuş?

Haftasonu annemle bana mamiş almaya gittik. Ben, balık yemeyi çok sevdiğim için annem balık da alalım dedi. Hiç pişmemiş balık görmemiştim. Bu balıklara ne olmuş hiç anlamadım. Hepsini sıra sıra dizmişlerdi beyaz ve soğuk bir şeyin üzerine. Ne tabağımızdaki ne de anneannemin evindeki akvaryumdaki balıklara hiç benzemiyorlardı. Pek şaşırdım...


Mamişimi aldıktan sonra balıklara hoşçakalın dedik, hepsine el salladık...
Not: Bu aralar hastaydım ben. Üşütmüşüm... O yüzden yazamadık siteme. Ebru ablaya gittik o da bana ilaç verdi de iyileştim. Şimdi daha iyiyim. Biraz da zayıfladım. Canım birşey yemek istemiyor, daha doğrusu yemek yemekten canım sıkılıyor. Annem de bana çok kızıyor. İşte böyle...

müthiş benzerlik




Annemin işyerinde bir arkadaşı var: Adı Sinem abla. Geçenlerde benim bu fotoğrafıma bakarken beni Mini'ye benzetmiş. Galiba benziyoruz ama ben çok daha güzelim değil mi Sinem abla?

5 Şubat 2009 Perşembe

bilgisayar ne sayar?

Bizim ev, ilginç şeylerle dolu. Mutfaktaki çalışmalarımın ardından şimdi de çalışma odasını kurcalamaya başladım.

İşte bu odanın sürprizi: bilgisayar. Ne sayıyor nasıl sayıyor henüz çözemedim ama içinde bir sürü resim var. Bebeler, hav havlar, başka bir sürü şey... Beki onları sayıyordur.

Bilgisayar nasıl açılır, monitörün düğmesine nasıl basılır bir de fare nasıl tutulur hepsini bakıp öğrendim. Artık kendi sayfamı kendim düzenleyebilirim. Hatta bana yorum yazan olursa bizzat kendim cevap vereceğim...

Bu arada sevdiğim resimlere, yani bebelerle hav havlara monitörden öpücük göndermeyi de ihmal etmiyorum... Yalnız monitörün camı, bazen sırf parmak izi ve öpücük oluyor hiç birşey görünmüyor. Bu annem de sık sık silmiyor ki çalışmalarıma devam edebileyim:)

1 Şubat 2009 Pazar

brunch

Biz, bugün toplandık brunch'a gittik. Brunch, Pazar sabahları yapılan geç kahvaltı demekmiş, annem öyle söyledi. Benim sabah uykum biraz uzun sürünce bizim kahvaltımız da bayaa gecikip brunch'a daha bir uygun oldu. Tabi ki ben, sabah saat yedide kalktığım için kahvaltımı etmiş hatta ikinci uykuma bile yatmıştım ama olsun. Hem bu brunch kelimesi pek hoşuma gitti. Arka arkaya söylenince çok komik oluyor. Annemle arabadayken brunch brunch deyip çok güldük.

Tabi ki teyzelerim oradaydı. Baktım herkes, sürekli birşeyler yiyor ben de herşeyin tadına baktım. En çok poğaçalarla portakal suyu hoşuma gitti.
Arzu teyzemle, öpüşüp koklaştık. Çünkü gelecek haftasonuna kadar gene görüşemeyeceğiz:(

Garson ağabeyler, bana şeker verdiler. Brunch'taki tek bebe bendim. Kendime arkadaş bulamayınca ben de öteki büyüklere takıldım. Herkese el salladım, merhaba dedim. Hatta bir tane amca bana oğlunun resmini bile gösterdi. Laf aramızda hiç beğenmedim...

Sonra şebeklik yaptım biraz. Tırmandım babamın omuzlarına...

Kapıverdim gözlüğünü. Sonra geri verdim tabi. Ben çok eğlendim bu Pazar sabahı. Bu arada yeşil kazağım bana ne kadar yakışmış değil mi?