27 Haziran 2009 Cumartesi

sıcak yaz günlerinde serinlemek için bir öneri

Efendim her ne kadar arada bir yağmur yağsa da hava pek sıcak malumunuz... İnsan, böyle havalarda güneş çarpması, isilik falan olur maazallah. Onun için naçizane bir önerim olacak size.

Annemiz balkona ya da müsait bir mekana çağrılır. Üzerimizdeki kıyafetler çıkarılarak ne kadar sıcakladığımız belli edilir. Ve hiç durmadan cu, cu, cu, cu denir...

Annemiz de artık evde ne varsa, böyle bir küvet olur, rengarenk bir havuz olur fark etmez, içini suyla doldurur bizi rahatlatmak için...

Biz de cup diye atlarız içine, serin serin... Oyuncaklarımızı da atarız suya. Oynarız güzel güzel...

Uzun süre suyun içinde kalınca insanın elleriyle ayakları buruş buruş oluyor biliyor musunuz? Çok komik görünüyorlar he he... Buruş buruş demek de çok komik oluyor. Niye iki kere üst üste demişlerki komik olsun diye mi?

Şu su damlalarının güzelliğine bakın. Arada bir yüzünüzü de yıkayın iyi geliyor...

İşte benden size güzel bir öneri. Deneyin derim. Ben, şimdi tatile gidiyorum. Kocaman havuzla, denizde yüzmeye, bir hafta boyunca balık olmaya. Beni özleyin olur mu? Eğer siz de gelmek isterseniz işte burada olacağım. Hoşçakalın........

bir su damlası

Biz bu Cuma günü bütün aile, İlker ağbimin düğünündeydik. Herkes çok heyecanlıydı. Acayip bir telaş vardı. Niye bu kadar telaşlandılar ben hiç anlamadım...
Bu benim bir düğüne ikinci kez gidişim. İlki, Gülce ablamın düğünüydü ama ben çok minik olduğum için hatırlamıyorum. Zaten o kadar çok ağlamışım ki annemle babam beni alıp kaçmışlar hemen. Artık büyüdüm tabii... Öyle ağlamıyorum hiç. Hem bu kez baş nedimeydim. Nasıl güzel olmuş muyum? Gerçekten su damlasına benzemiş miyim :)

Annem söz verdiği gibi bana çiçekli bir taç yaptırdı. Düğünden bir gün önce bana taç yapacak birilerini bulmuş. Ama sonra bir de ne görelim hiç onun dediği gibi yapmamışlar tacımı. Annem de o fazladan ekledikleri herşeyi kesti de ben de gonca güllerden tacımı takabildim...

İlker ağbimle Zatiye ablam, harika görünüyorlardı. İkisi de çok mutluydu. Bütün gece dansettiler, çılgınca eğlendiler. Bu arada damadın şahidi kimdi bilin bakalım. Hayır ben değildim tabii ki, daha imza bile atamıyorum ben. Şahit dedemdi. Dedem evet dedi de bizimkiler evlenebildiler.

Dedemle bütün gece birlikteydik. Bana kavalyelik yaptı. Birlikte dans ettik.

İşte benim büyük teyzemle, büyük dayım.

Alev teyzem, her zamanki gibi çok güzeldi. Biz teyze yeğen, dans ettik çok eğlendik...

Babamla da dans ettim. Geçen sefer de babam benimle dans etmek istemiş ama edememiş. Bu sefer acısını çıkardık baba kız.

Düğünün yapıldığı yerin bir de bahçesi vardı. Bahçede bir palyoça bana balonlar verdi. Haydi gel birlikte oynayalım dedi ama ben kendisini pek tutmadım. Onun için sadece balonları aldım. Çok rahat bir salıncak vardı bahçede. Alev teyzemle, güzel güzel sallandık.

Arzu teyzemle Nihat eniştem de geldiler bahçeye. Hava çok güzeldi. Hem içerisi gibi gürültülü de değildi.
Derken Alper ağbiyle Gülce ablam da dışarı çıktılar. Hepimiz sallanıp çok eğlendik. Bu kocaman balık, kuyruğunu sallayıp şarkı söylüyor. Çok sevdim ben onu. Bahçedeki bir ablanındı ama oynayayım diye bana verdi...

Alev teyzem, bütün gün ordan oraya koşturduğu için çok yorulmuştu. Ben de içerdeki kalabalıkla gürültüden hiç hoşlanmadım. Biraz dinlendik bahçedeki salıncakta...

Ben bir ara bisiklete bile bindim... Oradaki çocuklarla oynadım biraz. Oraya buraya koşturdum. Bana kalsa hiç içeri girmeyecektim tekrar ama...

Sonra geri döndük salona. Anneannem ve dedemle biraz mamiş yedim....

Alev teyzem, çok güzeldi, anneannem de öyle...

Büyükannem bile oradaydı...İlker ağbim evlendiği için çok mutlu oldu...

İşte anneannemle dedem...

Herkes çok mutluydu aslında. Uzakta yaşayan, çoktandır görmediğimiz insanlar gelmişti. Biraz yorucu oluyor ama sevdiklerimizi birarada görmek güzel birşey. Bülent amcam, İstanbul'dan geldi mesela. Bana da çok güzel bir hediye getirdi.

Çok eğlendik, herkes dans etti, birbiriyle sohbet etti...

Annem, hiç durmadan fotoğraf çekti. Sayfama koyalım diye. Herkes de ona poz verdi gülümseyerek. Ama tabi en çok benim fotoğrafımı çekti minik su damlam diye. Bir sürü insanla tanıştım.
Yeni bir rekor kırıp saat 11.30'a kadar ayakta kaldım. Hiç yaramazlık, betlik yapmadım. Eve gelir gelmez sütümü içtim. Sonrasını hatırlamıyorum pek, yumuşacık yatağımda uyuyakalmışım...

20 Haziran 2009 Cumartesi

ilk yolculuğum: bursa

İlk kez uzun bir yolculuğa çıktım ben. Ve ilk kez denizle tanıştım...
İlker ağabeyim ile Zatiye ablamın evleneceklerini söylemiştim ya önceden. İşte Zatiye ablamın ailesi ile tanışmak için Bursa'ya gittik biz. Önce hep birlikte kuaföre gidip benim saçlarımı kestirdik. Görseniz çok güzel oldum ben saçlarım kesilince. Anneannem dedi ki gözlerimin güzelliği ortaya çıkmış saçlarım kesilince. Bence anneannem biraz beni kandırıyordu ama neyse.
Sonra Perşembe sabahı Alev teyzem, anneannem, annem, bir de ben atlayıp arabaya uzun bir yolculuğa çıktık. Annemle yol boyu oyunlar oynadık, kitaplar okuduk, şarkılar söyledik: Mary'nin kuzusu var kuzusu, kuzusu...
Bir ara mola verdik mamişlerimizi yemek için. Mola verdiğimiz yerde kocaman bir çocuk parkı vardı. Oyunlar oynayıp çok eğlendim ben.

Bursa'ya vardığımızda Zatiye ablamın evine konuk olduk önce. Gece için hazırlanıyorlardı. Zatiye ablam, çok güzel olmuştu bembeyaz kıyafetiyle. Saçlarında da beyaz çiçekler vardı. Annem, bana da düğün için böyle çiçekleri olan bir taç olacak söz verdi.

Uzun uzun sohbet ettik sonra Zatiye ablamla. Annesinin bizim için yaptığı mamişlerden yedik. Pilavla patates kızartması yedim ben. Biraz da salata. Herşey çok güzel olmuştu. Halide teyzeye ellerine sağlık deyip güzel yanaklarından öptük. Sonra otelimize gittik hazırlanmak için.

Otelimiz, deniz kıyısındaydı. Alev teyzemle ben, koşa koşa denize bakmaya gittik. Annem anlatmıştı da inanmamıştım bu kadar su olabileceğine. Çok güzel birşey deniz. Çok heyecanlandım ben denizi görünce. Bir de artık deniz kenarında yaşamaya karar verdim...

Ama biraz soğuktu deniz suyu. Annem, gelecek hafta Antalya'ya gideceğiz o zaman denizde cup cup yapabilirsin deyince sadece ayaklarımı sokmaya razı oldum ben de.

Dalgalar, ayaklarımın altından gidip geliyorlardı... Öyle güzeldi ki...

Alev teyzemle minik taşlar, kabuklar toplayıp suya attık. Cup cup diye ses çıkardılar... Çok ama çok mutlu oldum ben...

Gidip ben de taşlar topladım. Alev teyzem, bana taşları nasıl uzağa atacağımı öğretti. Pek başarılı olamadım ama olsun. Daha pek küçüğüm, büyüyünce en uzağa ben atacağım taşları...

Hiç oradan ayrılmak istemedi canım...

Ama denize bay bay dedik. Sonra yeniden buluşmak üzere....

Otelin bir de havuzu vardı. Neyse ki ben mayomu getirmiştim yanımda. Havuzun suyu sıcacıktı. Ben de atladım içine hooop diye....

Alev teyzemle annemin mayoları yanlarında olmadığı için onlar giremedi havuza. Halbuki ben onlara demiştim mayonuzu da alın diye...

Havuzda başka bir teyze vardı. Ben de onunla yüzdüm. İkimiz balık gibi bir o yana bir bu yana hoplayıp durduk...

Ellerimizle vurup suları sıçrattık havaya. Çok ama çok eğlendik.... Sonra anneannem gelip hadi bakalım dedi, hazırlanma zamanı.


Ben, bindallımı giydim hemen. Çok ama çok güzel oldum. Orada burada salınıp durdum biraz. Ama, gece olunca rüzgar çıktı, hava soğudu. Ben de kalın birşeyler giymek zorunda kaldım. Bu arada birşey demeyi öğrendim. Bişe, bişe diyip çok eğleniyorum kendimce.

Derken İlker abimle Zatiye ablam geldiler. Şap şap onları alkışladık. İkisi de çok güzel olmuşlardı. Birlikte dans ettiler. Umarım hep çok mutlu olurlar...

Aslında herkes çok güzeldi: İşte büyük teyzem, büyükannem ve Sevgi yengem...

Bunlar da anneannem ile Ezgi ablam...

Ama en güzelleri benim Alev teyzemdi. Beyaz kıyafetinin içinde peri kızları gibiydi. Biz ikimiz, dans edenlere katıldık... Alev teyzemin dönünce açılan eteklerine bakıp kahkahalar attık...
Sonrasını pek hatırlamıyorum aslında. Çünkü öylesine yoruldum ki annemle erkenden ayrılıp yatmaya gittik. Gece de artık yorgunluktan mıdır yoksa deniz havasından mı bilmem melekler gibi uyudum.
Ertesi gün Zatiye ablemle annesi bize iyi yolculuklar dilemeye geldiler. Onlarla vedalaşıp düştük yine yollara. İlker ağbim üzüldü biraz Zatiye abladan ayrıldığı için. Ben, teskin ettim onu. Bu arada İkea'ya uğrayıp oyuncaklar aldık. Sonra bir zeytincide de çok lezzetli zeytinler bulduk. Yine oyunlar oynayarak, şarkılar söyleyerek evimize döndük. Efe ile Maya, bizi çok özlemişlerdi. Biz de onları... Bir de odamla oyuncaklarımı özlemişim ben. Herşey güzel ama insanın evi gibisi de yok değil mi? Ah bir de evimiz deniz kıyısında olsaydı...

14 Haziran 2009 Pazar

haftasonu kızlar buluşması

Ben, artık arkadaşlarımla hemen her hafta birlikteyim. Geçen hafta pisilerle köpüşleri seyrettikten sonra bu hafta da Çıtır Simit'te kahvaltıya gittik. Biz dört kafadar, bu sefer çok eğlendik...

Çıtır Simit'in çok güzel bir bahçesi vardı. Bahçede bir sürü tavuk, kuş, köprüler ve hatta minik minik dereler vardı...

Topladığım çiçekleri köprüye çıkıp aşağıdaki suya bırakmak çok hoşuma gitti.

İşte bu köprüyü çok sevdim ben...

Sonra Mira da geldi yanıma...

Yeşil çimenlerde oraya buraya koşturup durduk... Sonra minik çakıl taşlarını toplayıp onları da suya attık. Çop çop diye ses çıkardılar...

Tavuskuşunu yakalamaya çalıştık,

Tavukları köşeye sıkıştırdık,

Parmaklıkların ardından köpüşleri sevmeye çalıştık...

Annelerimiz bize birşeyler yedirmeye çalıştı. Biraz üzüm biraz kiraz yeyip bu sefer de oyun parkına koştuk. Mira ile ben, tahterevalliye bindik. Zeynep ile kaydıraktan kaydık. Biraz sallandık...
En akıllı uslu olanımız tabii ki Selin'di. Bir ara Mira düşüp kafasını çarpınca çok ağladı. Biz de çok üzüldük. Selin de kaydıraktan, daha doğrusu yüksekte olmaktan pek hoşlanmadı. Zeynep'in üstü başı da hep kiraz oldu. Ama hepimiz çok eğlendik....