15 Ocak 2010 Cuma

Evcilik

Biz ana-kız, çok eğlenmeye başladık.
Bu bıdıklar, bir günde öyle değişiyorlar ki insan inanamıyor. Ada hanım, gece bet bir cadı olarak yatıp sabah bir melek olarak uyanabiliyor. Şansız olduğumuz günlerde ise tam tersi oluyor...
Şu sıralar melek dönemindeyiz aman nazar değmesin, daimi olsun.
Evcilik oynamaya başladık. Tenceremizi, fincanlarımızı alıp Ada'nın evine giriyoruz (Ada'nın evi, işte buradaki çadır). Ada, haydi benim evime gelin diyerek davet ediyor bizi. Evinde bir ocak-fırını bir de bebekleri için beşiği var. Her zamanki gibi Alev teyzesinin hediyesi. Ada hanım, harika bir evsahibesi. Efe ile bana mısır pişiriyor, çay yapıyor.

Bu Eylül. Yeni gözdemiz. Aslında birinci doğumgününde alınmıştı. Ama Ada'nın gözünde ancak şimdi değer kazandı. Galiba bebeklerle ilgilenmeye bu yaşlarda başlıyorlar. Şu sıralar Eylül'ümüz, mikimiz, möömüz çok kıymetli. Hepsini özenle giydiriyoruz, saçlarını hayali şampuanlarla yıkayıp tarıyoruz. Arada kollarını bacaklarını ne hikmetse "kapıya" çarpıyorlar, hemen bant yapıştırıp şimdi iyileşecek diye teskin ediyoruz.

Çılgınca bir puzzle tutkumuz başladı. Üç, dört, beş parçalı puzzleları pek güzel yapıyoruz. Hatta artık ilk kez gördüğü puzzleları bile hemen yapmaya başladı.
Yukarıdaki arabada yatan patates kafaları da çok seviyoruz. Mısıra hangi şapkayı takacağız, havuç hangi ayakkabıyı giyecek diye kafa patlatıyoruz...

Kendisi pek esprili, pek muzip oldu son zamanlar. Kimi zaman bir şeye gülüp "komük" diyor. "Komük" olarak nitelediği şeyler, sahiden komik oluyor. Çantasını kafasına geçiriyor. Zıp zıp zıplıyor.
Sepetininin altına girip uyuma taklidi yapıyor. "Ada uyudu, ellemeyin" diyor. Ellemiyoruz... Kendisinin özel yaşamına sonsuz saygımız var. Rahatsız edilmek istemiyorsa asla rahatsız etmiyoruz.
Ters psikoloji yöntemini kullanıyoruz. "Ayyy bu yemek çok güzel olmuş. Ada yemesin sakın yoksa bize kalmaz" diyoruz. İştahla yemeye başlıyoruz. Arada Efe'ye de veriyoruz. Efe, her fırsatı değerlendiriyor tabii ki. Bizim iştahla tıkındığımızı gören Ada, "ben de yicem, ben de yicem" diye koşup geliyor. Nazlanıyoruz, tabağımızı kaçırıyoruz. Tabii sonra veriyoruz...
Bu arada unutmadan yılbaşını bütün aile, anneannede kutladık. Noel Baba, Ada için fazla mesaiye kalmıştı. Ağacın altındaki hediyelerin neredeyse üçte ikisi Ada'ya gelmişti.

Ada, tüm paketleri heyecanla açıp mutluluk çığlıkları attı. Alev teyzesi sayesinde kocaman bir Kitty'si, kesilebilir sebzeleri, müzik kutusu ve daha bir sürü oyuncağı oldu.

Uzunca bir aradan sonra çetemiz, Çiğdem teyzemiz sayesinde biraraya geldi. Munisemiz, bizi kapıda her zamanki tatlılığıyla ve büyük bir mutlulukla karşıladı. Çiğdem'in annesi, babası ve Gül ablası da oradaydı. Biz çok sevdik onları. Gül ablamız bize harika börekler, kurabiyeler yapmıştı.
Kızlar, Munisemin odasını talan ettiler. Kar tanemiz, ağzını açıp tek bir şey söylemedi. Hiç şikayet etmedi.
Hep birlikte çılgınca oynadılar. Koltukların üzerinde zıpladılar. Munisem, Ada'nın zıplayıp zıplayıp sonra oturur vaziyette kanepeye düşüşünü uzunca bir süre seyretti. Sonra o da zıplamaya başladı.
Hep birlikte Pakize'yi sevdiler. Pakize de bir başka munise. O da miyav bile demedi bizim kızların tacizleri karşısında. Kedilerle tek ilişkisi, sokaktakilere süt vermek olan Ada, onları da Efe ve Maya gibi mıncıklayabileceğini sandı. Munisemiz, bir kedinin nasıl sevilmesi gerektiğini gösterdi bizimkilere. Eminiz Pakize, biz gidince derin bir miyav çekmiştir.

İşte şu sıralar günlerimiz böyle geçiyor. Yaşadığımız en büyük güçlük, evden çıkmak istemememiz. Ada'ya kalsa hiç evden çıkmayabiliriz. Evini, odasını çok seviyor. Önceleri bunu pek bir dert edinen anne, tonla kitap okuyup Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden hocalarıyla muhabbet ettikten sonra bunun aslında bir sorun olmadığını anlayıp derin bir nefes aldı.
Şimdilik haftada iki kere gece nöbeti tutup dört gün Ada ile birlikte oluyorum. Diğer üç gün anneanneye gidiyoruz. Bunun iki günü zaten öğle uykusu zamanına denk geliyor. Ada'ya arabada giderken yol boyu anneanne ve dedenin onu çok özlediğini, onlarla oynadıktan sonra uyumasını, uyanınca babanın gelip onu alacağını, akşama onun evinde buluşup çay içeceğimizi anlatıyorum.
Bu arada kitaplarımıza ve hocalarımıza göre 2-3 yaş, kimlik oluşturma dönemi. Bıdıklar, kimliklerini yakın çevrelerine göre tanımlamaya başlıyor. Dolayısıyla evleri, odaları, oyuncakları, sevdikleri insanlar onlar için büyük önem taşıyor ve paylaşmak istemiyorlar. Kimlik gelişimleri için onları paylaşmaya zorlamak yerine bu mülkiyetçiliklerini desteklemek gerekiyormuş. Yani onlara ait eşyaları alırken veya odalarına girerken izin istemek, neyin onlara ait olduğunu söylemek gibi. Bu dönem aynı zamanda "hayır" dönemi. Ama bu "hayır" bizim "hayır"ımızdan çok farklı anlamlara sahip. Kimlik oluşturma çabalarının önemli bir parçası. O yüzden "hayır" dedikleri şeye hemen tepki göstermemek gerekiyor.
Bir de Harvey Karp'ın "Mahallenin En Mutlu Yumurcağı" ve Sabiha Paktuna Keskin'in "Anne İşte" kitaplarında önerilen iletişim yöntemlerini denemeye başladım. Okuduğumda bana çok komik gelmişti. Ama özellikte "Anne İşte"deki açıklamaları okuyunca çok anlamlı olduğunu düşündüm. Kriz zamanlarında önce onun söylediği şeyi tekrarlıyorum ya da kızgın, öfkeli, sinirli olduğunu benim de bunun farkında olduğumu söylüyorum. Yani onu anladığımı gösteriyorum. Sonra öneride bulunmaya ya da çözüm getirmeye çalışıyorum. Sahiden işe yarıyor.

15 yorum:

Başak dedi ki...

Umurcum yazını ilgiyle okudum.Sanki bizim Adayı anlatmışsın.Evcilik merakı,Evden çıkmak istemeyişi hep aynı.öperim kuzuyu ve seni.

banu dedi ki...

komük Ada'cım benim :) çok tatlısın :) benimde bu kadar güzel evim olsa hiç çıkmak istemem zaten :)
Mira da bu aralar gerçekten komik şeylere "komiik" diyor. o kadar hoşuma gidiyor ki...
Umur'cum... iki yaş dönemi ilişkilerimizi dengede tutma konusunda sana katılıyorum; ters psikoloji ve Harvey Karp'ın taş devri dili ile onu anladığını anlatmak... her iki yöntem de çok işe yarıyor.

AYÇA dedi ki...

Eve bayıldım. Bisey itiraf etmeliyim ki bebekler evcilik oyunları vazgeçilmezim :) hele ki kızlar için ne oyuncaklar var utanmasam alicam. Ana kız ne guzel gecmis zaman. Puzzle a ilgisi olması ne guzel. Bizim ki hiç ilgilenmiyor.

Demet dedi ki...

ilgileri davranışları 1-2 ayda bile nasıl da değişebiliyor uyuma taklidi bizde de çok revaçta bu ara kıkır kıkır gülüyor bir de,
sepet altındaki Adacım çok sevimlisin pek komük' sün öptüm tatlı yanaklarından :)

GüCüBe dedi ki...

Adanın evine bayıldım ben çok güzel. Hediyelerini güle güle kullansın, nasıl da mutlu açmış paketlerini :) Begüm ysşından önce başladı bebekleri çok kıymetli, bizim de bir çadırımız var bende onu kurayım kızıma süpriz yapayım :)

Filiz-Yiğitin annesi.. dedi ki...

Umurcuğum,ne güzel anlatmışsın,resimlerde çok güzel.Adanın evine bayıldım,orda vakit geçirmek istemesi çok doğal:))
Ters psikoloji durumunu bende zaman zaman kullanıyorum,işe yarıyor bizde de...
İkinizide öpüyorum canım..

meldi dedi ki...

Maşallah adacığa. Hamarat ev sahibesi. Hayvanlarla da bu kadar iç içe olabilmesi ne kadar güzel...

asyaselda dedi ki...

ya ama ben böyle kısları görünce:)asyaya çok kızyorum o niye bebek sevmiyor evcilik oynamıyor benimle varsa yoksa kalemi topu offff offf:)

Özden dedi ki...

Umurcum ne güzel bir evi, odası ve onu kucak dolusu seven bir ailesi var...Bir de öfke anlarında ben Can'a "evet öfkeni anlıyorum, birazdan sakinleşeceksin tatlım. O zaman tekrar konuşalım" diyorum ve istemediği sürece onu yanlız bırakmıyorum, yanında destek oluyorum...
Aklında bulunsun:)

ilknur dedi ki...

adaşımız ne yapıyormuş bakalım dedik.bütün kızlar toplanmış meğersem.bizde çabuk büyüyelim size katılalım :)

Doğa dedi ki...

Masallah Adamıza..dolu dolu...gecıyor gunlerı..sevgı dolu bır yuvada..hep huzurlu hep mutlu olsun kucuk melegım..

Belkıs dedi ki...

Şirin şey, bayıldım evinize evcilik oyununuza :)
Ne zamandır Ada' yı böyle detaylı okumamıştık özlemişiz yahu :) Ayrıca yine işimize çok yarayacak bilgilerle donanmış yazı onun içinde ayrıca teşşekürler.

Mlke-Btkn dedi ki...

Kız olunca daha bir başka oluyor tabii...
Oyuncakcılara girdim bakıyorum hep süpürgeler, ütü masaları, üetüler ohh ne güzeller yaa pembe pembe :):)
bize de araba, kamyonet filan :):)

onlardan da elimizde mevcut çok yok zatenn :)=:)

öptümm canımçookkk özledimmm de ;)

Odil Sezen Metin dedi ki...

Ada'nın bebeği Eylülü bağrına bastığı resim ve Ada'ya hediye paketi verilirken Efe'nin merakla baktığı resim çok ama çok hoşuma gitti..
Kedi sevmeyi biz beceremiyoruz bir türlü, hep hırpalıyor sonunda bir gün tırmık darbesi alacağız..
Sevgiler..

füsfüs dedi ki...

umurcum ne güzel şeyler yazmışsın ne güzel anlatmışsın adacığımı
pek yorum yazamıyorum bu aralar ama özlemişim sizi walla