19 Temmuz 2010 Pazartesi

dilaver, nalan ve kocaman bir teşekkür

Geçenlerde yazmıştık çok eğlenceli kitaplar keşfettik diye. Ve Bilge Kültür & Sanat Yayıncılık'tan çıkan serinin iki kitabını bulamadığımızdan dert yanmıştık.
Dünya tatlısı Tuğra'nın güzeller güzeli annesi Emine, kitapları bizim için bulup gönderdi. Ada, bana hediye gelmiş çığlıkları arasında kargo paketini açtı. Emine'nin onun için hazırladığı paketi kenara ayırıp önce kitaplarına baktı. İki kitabı da en az beş kere okuduktan sonra hediyesini açtı. Ve Emine'nin aldığı (Ada'nın deyimiyle) çıkarılabilir kıyafetli çatalla kaşığı bir daha kendisinden almak mümkün olmadı. Çatalla kaşık, Ada'nın çantasının içinde bizimle birlikte her yere gidiyor artık.
Önce artık ezberlediğim kitapları özetleyeyim:
İlki "Onu Geri Ver Dilaver". Orijinal ismi "Give That Back, Jack!"
Baygın bakışlı Dilaver, kimin elinde ne görürse izin falan istemeden alıveriyor. Bebeklikten başladığı için bu işte pek deneyimli... Arkadaşlarının oyuncaklarını, yiyeceklerini, kalemlerini, kısacası görüp hoşlandığı her şeyi alıp atıveriyor cebine. Herkes "onu geri ver Dilaver" diyor ama nafile... Baygın bakışlı Dilaver, bildiğinden şaşmıyor. Derken bir gün okuldan arkadaşlarıyla hayvanat bahçesine gidiyorlar. Dilaver, şempanzelerin muzları, penguenlerin balıkları derken haddini aşıp aslanın kafesine giriyor ormanlar kralının topunu çalmak için. Topunu bir bacaksıza kaptırmanın öfkesiyle kükreyen aslandan kaçan Dilaver, sürüngenlerin kafeslerine geliyor. Burada Münevver ile tanışıyor. Ve serinin en trajik sonu...
Ada, Dilaver'e ama en çok da Münevver'e bayıldı. Ben de Jack'i Türkçeleştirmek için Dilaver'i kullanan çevirmene bayıldım.
Gelelim ikinci kitabımıza: "Yalan Söyleme Nalan" ya da "Don't Tell Lies, Lucy!"
Bu Nalan. Ben, şahsen tüm seri kahramanları arasında en çok Nalan'ı sevdim. Yüzünden hınzırlık akıyor. Hiç durmadan yalan söylüyor. Ama hakkını vermek lazım: Yalanları çok yaratıcı. Hani uğraşsan bulamazsın böyle güzide mazeretler. Nalan suçu korsanlara, hırsızlara ya da ressamlara atıyor. Gel gör ki ondaki bu yaratıcı zeka kıvılcımlarını göremeyen annesi, babası, teyzesi ve halası, yalan söylememesi için uyarıyorlar küçük hınzırı. Derken birgün dev bir dalga yaklaşıyor evlerine. Diğer herkesin de kendisi gibi yalan söylediğine dair zekasına yakışmayan, son derece gereksiz bir saplantı içindeki Nalan, babasının uyarılarını dinlemeyince kendini denizin ortasında buluveriyor.
Ben bu kitapları, gerçekten çok sevdim. Eğlendirmenin güldürmenin yanı sıra bana çok tatlı bir arkadaş kazandırdılar. Çok ama çok duygulandım. Böylesine çıkarsız, art niyetsiz insanların hala varolduğunu bilmek; sizi düşünen ve sizi mutlu etmek isteyen insanların olduğunu bilmek öyle güzel ki. Sevgili Emine, yaşadığım sürece hiç unutmayacağım bu armağanı. Umarım çevrende hep en az senin kadar duyarlı ve sevgi dolu insanlar olur. Sonsuz teşekkürler...

7 yorum:

Deniz dedi ki...

ayyy oldu mu şimdi? Bizim gibi kitap canavarlarının kanına girdin. Almadan rahat edemem şimdi

bilge ve annesi dedi ki...

Sevgili Umur, bayıldım yine kitapları anlatışına. Ne güzel gerçekten insanların karşılıksız böyle incelikler yapabilmeleri, çok şanslısınız. Öpüyoruz Ada'yı ve seni...

suinci dedi ki...

bizim kitabevi bulamadı :((netten sipariş verceğiz meraktan öldük yahu bu kadar ballandırınca :))

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

ne kadar güzelmiş kitaplar,ve eminenin davranısı,hayırlı olsun fıstıgıma

Tibetin annesi dedi ki...

hep böyle güzel arkadaşlarınız olsun inşallah Umurcum :)

Odil Sezen Metin dedi ki...

Çok güzel kitaplar almış Emine..Anlatımınla çok meraklandım Umur..

Tuğra'nın Annesi Emine dedi ki...

Umurcum ne güzel şeyler yazmışsın, çok mahcup oldum bu güzel sözler karşısında..

Adacım güzel güzel okusun kitaplarını.Çıkarılabilir kıyafetli çatalla kaşığını da güle güle kullansın, çok sevindim beğenmenize...

Çok çok öpüyorum sizi, sevgiler..