18 Şubat 2011 Cuma

efe dokuz yaşında

Oğlumun doğumgünü bugün.
Pamuğum, börtlek gözlüm, aşkım...
Sırdaşım...
 Dokuz yıldır her günümüze ışık katıyorsun
 Bilge oğlum
 Çapkın oğlum benim
 Muzip, yakışıklı, üşüyen oğlum
İyi ki buluştu yollarımız
Biliyorsun zordu şu dokuz yıl
Hastalandığında kafanı okşayıp patini tutarak
Yaz kış, yağmur çamur demeden
Her sabahın körü yollara düşerek seninle...
Ama bir o kadar da güzel seninle hergün
Sen olmasan yarım kalırdık biz
Nice nice yıllara oğlum.
Sağlıkla mutlulukla ve hep birlikte...

12 Şubat 2011 Cumartesi

ada & selin


Çiğdem'le karar vermiştik, kızların doğumgününü bu yıl birlikte kutlayacaktık.
Ada 24 Kasım, Selin de 24 Ocak doğumlu olduğu için 24 Aralık'ta parti verecektik.
Gel gör ki evdeki hesap çarşıya uymadı.
Kendini kızların mutluluğuna adayan Çiğdem teyzemiz sayesinde gecikmeli doğumgünümüzü ancak 22 Ocak'ta yapabildik. Bu da gecikmeli doğumgününün gecikmeli postu...
(Kayboldum ben bu yıl. Söz toparlayacağım kendimi ve bir daha böyle dağılmayacağım.)
Bir süre görüşemeyince birbirlerini çok özleyen kızlar, böyle hasret giderdiler.
Adacığım, ne yazık ki ne pastayla ne arkadaşlarının ona getirdiği armağanlarla ilgilendi.
Bütün bir doğumgünü partisi boyunca Zeynep'e bakarak "ben de onun gibi süslenip püslenmek istiyorum anne" deyip durdu. Tek istediği Zeynep'in tacını kafasına geçirebilmek, minik çantasını alıp koluna takabilmekti. Gelip gidip Zeynep'ten izin istedi çantasının içine bakabilmek için. Sonunda Zeynep'in ilgilenmediği bir an çantayı eline geçirdi, açıp içine baktı. Merakını giderdikten sonra da koşarak Zeynep'e gidip çantanı unutmuşsun diye geri verdi.
Çiğdem teyzemiz, kızları mutlu edebilmek için her ayrıntıyı düşünmüştü.
Çocukların fotoğraflarından duvar panosu bile hazırlamıştı.
Arkadaşları gidip meydan kendilerine kalınca bizim çete, eğlenmeye başladı.
Doğumgünü şerefine birer lolipop bile yediler.
Birbirlerine gülerek çizgi film seyrettiler.
Filmden sıkılınca koltukta zıpladılar.
Onlar zıplar, bağırıp çoşarken Selin, her zamanki muniseliğiyle arkadaşlarının hediyesi bebeğini seviyordu.
Bebeğini besledi, karnını doyurdu. Mırıl mırıl sohbet etti.  
Sonra o da yeter bu kadar muniselik deyip Zeynep'ye yerlerde yuvarlandı.
Biz, kocaman hediyemizi ancak eve getirdikten sonra açabildik.
Hımmm, neymiş bu, neymiş bu çığlıkları arasında.
Arkadaşları Ada'ya kocaman bir  mutfak almışlardı.
Bu yıl kendi aramızda birleşip kızların en çok istedikleri şeyleri aldık.
Ada, zor bekledi mutfağını birleştirmemizi.
Şimdi gelene gidene yemek pişiriyor...

2 Şubat 2011 Çarşamba

güzelleme

Şu hayatta tanışmak istediğim birkaç insandan biriydi o
Öyle kendine özgü, öyle farklı, öyle derin, öyle cesur...
12 yıl önce bir Şubat sabahı işe gelip bilgisayarı açtığımda öğrendim gittiğini
Günlerce yasını tuttum
Kendime şaşırarak
Gidemedim İstanbul'a uğurlamaya
Sessizce veda ettim Ankara'dan 
12 yıl oldu
Ne garip giden gidiyor
Ve hayat devam ediyor
Ben, artık üzülmüyorum gidenlere
Öğrendim kalanlar daha çok acı çekiyor
Sadece özlüyorum şimdi
Çocukluğumu, hayallerimi...
12 yıl oldu Barış baba
Biliyor musun
Sen gideli çok değişti dünya
Ben de değiştim
Artık takmıyorum yüzüklerimi
Gitarımı rafa kaldıralı çok oldu
Ama bazı şeyler hep aynı kaldı
Şimdi kızımla söylüyoruz şarkılarını
Bir senin bir de Cem babanın
Biliyorum bir gün nefret ettiğim o cıstak cıstak müzikleri de dinleyecek
Ama söz veriyorum biliyor olacak seni