28 Temmuz 2011 Perşembe

Fethiye, Fethiye

Uçup bitiverdi haftalar, tatil bitti, döndük biz.
Babamız izin alamayınca anneanne ile teyzenin peşine düştük ana-kız, soluğu Fethiye'de aldık. Gürültülü patırtılı, bol koşturmacalı, hayli maceralı bir tatil geçirdik.
Aslında tatil yapan Ada oldu, ben daha çok kendisine refakat ettim. Hayatımda ilk kez bu kadar güneşte kaldım, yandım.
Ada  ise bronz bir afete dönüştü.
Sanki daha da uzadı boyu.
Saçları artık atkuyruğu...

Sitenin koca havuzu çoğu zaman sadece ona ait olunca çoştu da çoştu.
Bebekleri, kaplumbağaları, ördekleriyle maaile havuz sefası yaptı.
Dürüst olmak gerekirse havuzu evdeki küvet gibi kullandı.
Ölüdeniz'e ise aşık oldu.
Haydi benim denizime gidelim diye yollara düştü.
Birçok ilk yaşadı bu tatil.
Mesela hayatında ilk kez bikini, mayo giydi.
Ay sütyenim açılmış anne diye herkesi kendine güldürdü.
Üç yaş krizimizi de orada bırakıp geldik.
Bir gün boğuşup birbirimizi ısırırken "anne, keşke burda kalsak, sen işe gitmesen, böyle birlikte yaşasak" diye gönlünden geçeni ortaya koydu. Ne yaparsak yapalım bu miniklere yetmediğimizi, onların sadece ve sadece bizimle olmak istediğini, tüm o nedensiz ağlamaların, krizlerin aslında bizim gitmelerimize bir başkaldırı olduğunu anladım. Yani arıza çocuklar olmadığını, annesini özleyen çocuklar olduğunu fark ettim. Özlem giderdik, koklaştık, boğuştuk sonunda anlaştık.
Toprağa, güneşe, yeşile, çiçeğe doydu tatil boyu.
Özgürce koştu, çimenlerin üzerinde dansetti.
Anneanneyle birlikte bir portakal, bir şeftali ve bir de çam ağacı diktiler. Gelecek yıl meyvelerini yiyecekler.
Bir de rengarenk begonviller...
Ah bir de lavanta ve akşam sefası...
Sonra evi süsledik hep birlikte.
Kuşlar astık duvarlara. İsimlerini de Ada ve Eylül koyduk.
İnanmayacaksınız ben de kanaviçe işledim hayatımda ilk kez.
Öyle büyük bir şey değil tabii. Hani şu çerçevesiyle birlikte hazır satılanlardan...
İki tane de Alev işleyince onları da astık duvarlarımıza evimizde ilk yılın hatırası diye.

Yine hayatında ilk kez öğlenleri uyumadı. Akşamları ise "anne, çok güzel bir gün geçirdim ben bugün değil mi?" diyerek yatar yatmaz yorgunluktan baygın düştü.
Geceleri teyzesinin peşinden Fethiye'ye gidip oyun parkında saatlerce oynadı.
Basamaklara, halatlara tırmandı. başardım başardım diye zafer çığlıkları attı.
Bebek kolleksiyonumuza bir Ariel bir de Yasemin katıldı.
Ada'nın havuz sefasına onlar da eşlik ettiler.

Parmak arası terliklerini ayağından çıkarmadı.
Şıpıdık şıpıdık bütün tatil onlarla gezindi.
Elbiselerinin birini çıkarıp diğerini giydi. Güzel olmuş muyum diye aynalara bakındı.
Fethiye'den bu bebeği buldu. Eteğin altında da bir kafası var bebeğin. İki kafalı yani...
Adını da tombiş koydu. Bebeğin yemeniden başörtüsünü sıcaklamış kafası deyip çıkardı. Bizim bebek, keloş kaldı. Möö, tabii ki her yere bizimle geldi. Bir havuza girmediği kaldı. Ada havuzda oynarken o güneşlenmeyi tercih etti!!
Pek çalışkandı bu sefer.
Teyzesinin arabasını yıkadı.
Aslında daha çok kendini yıkadı.
Suyun içinden hiç çıkmadı. Araba yıkamadığında balkonları yıkadı mesela.
Ya da çiçekleri suladı.
Resmin hemen aşağısındaki yapraklar lavanta. Hayatımda ilk kez gördüm ben lavantayı. Ellerini yapraklarının üzerinde dolaştırdığında çıkan koku inanılmaz.
Ah ah...
Şimdiden özledim oraları.


Birkaç gün de olsa Eylül de katıldı bize.
Kızlar, top oynadılar bahçede.
Sonra biz de katıldık onlara. Kovalamaca oynadık hep birlikte.
Hava çok ısındı, biraz serinleyince tekrar geliriz dedik, Ankara'ya dönelim babamızla Efemizi alıp gelelim dedik ancak razı edebildik.
"Anne, babamı alıp geri gelelim yazlık evimize" diye zor ayrıldı oradan.
Ve hayatında ilk kez uçağa binip Ankara'ya döndü başka bir maceraya başlamak üzere.
Uçakta da çok eğlendi. Bulutların üzerinden aşağıdaki minicik ışıklara baktık, her birine bir arkadaşımızı yerleştirdik. Sonra kocaman bir sandviç yedi "hımmm, çok lezzetliymiş" diye. 
Sonra çıkartmalarımızı yapıştırıp hostet ablalara hediye ettik.
Ve bu hafta itibarıyla da Ada, okullu oldu.
Artık o da sonraki yazıya...
Bu yaz çok macera dolu bizim için.